DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

“Pestisit uygulamaları tohumdan başlıyor.”

Yayınlanma Tarihi: 13 Ocak 2020
“Pestisit uygulamaları tohumdan başlıyor.”

Türkiye’deki tarım alanlarında 300’ün üzerinde pestisit etken maddesi kullanılıyor. Pestisitlerin insan sağlığına zararları bilimsel araştırmalar ile kanıtlanmış durumda. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin Nisan 2019’da başlattığı Zehirsiz Sofralar Projesi kapsamında, 100 Kurum ve inisiyatifin bir araya gelerek oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, pestisitlerin yasaklanmasına yönelik çalışmalar yürütüyor.

Zehirsiz Sofralar Projesi İletişim ve Kampanya Koordinatörü Turgay Özçelik ile Zehirsiz Kampanya’ya ve pestisitlere dair her şeyi konuştuk.

Pestisit nedir ve ne amaçla kullanılır?

Turgay Özçelik: Pestisitler genellikle endüstriyel tarımda, ürüne zarar veren böcekleri, yabancı otları, mantar gibi hastalıkları uzak tutmak veya yok etmek amacıyla kullanılan sentetik kimyasallardır. Uygulanan pestisitin sadece %2’si hedef aldığı istenmeyen böceğe ve yabancı ota ulaşıyor; geriye kalan %98’lik kısım ise ürün ile birlikte bizlere, ekosisteme, toprağa ve suya karışıyor. 

Her ne kadar tarım ilacı olarak bilinse de bunlar öldürücü, zehirli maddeler. Bu yüzden pestisitlere tarım ilacı değil, tarım zehiri denmesi gerektiğini söylüyoruz.

Türkiye’de kaç çeşit pestisit kullanılıyor?

Turgay Özçelik: Türkiye’de şu anda yaklaşık 300 çeşit pestisit etken maddesi yasal olarak kullanılıyor. Bunların bir kısmı Dünya Sağlık Örgütü tarafından “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlenen pestisitler. Yapılan araştırmalarda, pestisitlerin zehirli olduğuna dair verilerin yıllar önce açıklanmış olmasına rağmen hem Avrupa’da hem Türkiye’de kullanılmaya devam ediyor.

Giderek artan pestisit kullanımı bir çılgınlık boyutuna varmış durumda. Çünkü pestisitler aynı zamanda topraktaki canlılığı ve verimi öldürüyor. İstedikleri verimi alabilmek için de üreticiler her seferinde daha fazla pestisit kullanmak zorunda kalıyor. Yok etmek istedikleri canlıların bağışıklık kazanması nedeniyle de daha zehirli bir ürün kullanmak durumundalar. Uludağ Üniversitesi’nden iki bilim insanını yapmış olduğu araştırmanın sonucuna göre, endüstriyel üretimde 1 elmaya 11,3 kez, 1 armuda 18.3 kez, 1 şeftaliye ise 10 kez pestisit uygulanıyor; yani zehir atılıyor.

“Ürünün kabuğunu soyarsam, sirkeli suda bekletirsem ya da karbonatlı suda bekletirsem pestisitlerden kurtulabilirim” gibi birtakım yanlış bilgiler var. Ancak bu yöntemler ile pestisitlerden kurtulma şansımız yok. Raf ömrünü uzatmak amacıyla ürünün dış yüzeyine uygulananlar olsa da, pestisit uygulamaları tohumdan başlıyor. Ürünlerin iç yapısına işlediği için de tamamından arındırmak, uzaklaştırmak ne yazık ki mümkün değil.

Pestisiti uygulayan üreticinin de ciddi sağlık sorunları ile karşılaşması muhtemel değil mi?

Turgay Özçelik: Pestisit uygulama anında koruyucu önlemler alınmadığı için en başta üreticiler etkileniyor. Üründe kalıntı bıraktığı için de biz tüketicilere kadar ulaşıyor. Kanserden, üreme sağlığı bozukluklarına kadar birçok sağlık sorununa yol açıyor. Özellikle anne karnındaki bebekler ve gelişme çağındaki çocuklar etkileniyor.

İnsan sağlığına çok büyük bir etkisi var ancak biz sadece insan eksenli düşünmek istemiyoruz. Çünkü pestisitler ekosisteme de ciddi zararlar veriyor. Geçtiğimiz yıl Buğday Derneği’nin de içerisinde olduğu, arılara zarar veren tarım zehirlerinin yasaklanmasına yönelik bir kampanya yürütüldü. Bir kısmını yasaklatmayı başarsak da arılar ve kuşlar dahil birçok canlı türüne zarar veren bu zehirler hala büyük oranda kullanılmaya devam ediliyor. 

100 Kurum ve inisiyatifin bir araya gelmesiyle kurulan Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı olarak, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlenen ve pestisitlerde kullanılan 13 etken maddenin öncelikle ve ivedilikle yasaklanmasına yönelik bir kampanya başlattık. 

Zehirsiz kampanyayı buradan imzalayarak destek olabilirsiniz.

Buğday Derneği olarak bu halk sağlığı problemini tek başına çözemeyeceğimiz ortada. Bu yüzden bir güç birliği çağrısı yaptık ve daha önce hiç yan yana gelmeyen, farklı alanlardan birçok kurum çağrımıza kulak verdi. Şu anda elbirliği ile bu kampanyı yürütüyoruz. Ağ içerisinde Buğday Derneği, Greenpeace Akdeniz, WWF gibi çevre alanında ilk akla gelen kurumlar dışında, sağlık ve hukuk gibi farklı alanlardan birçok kurum var. 

Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı üyelerine buradan ulaşabilirsiniz.

Hatırlarsanız ıspanak ile ilgili pestisit konusu yine gündeme gelmişti. Ispanaktaki zehirlenme vakasının yabancı otlar ile ilgili olduğuna dair açıklamalar yapılmıştı. Doğrudur, yabancı ot karışmış olabilir gerçekten ancak detaylı bir açıklama yapılmadı. Buradaki esas problem ıspanaktaki pestisitler. Biz zaten yıllardır zehirleniyoruz. Ben 40 yaşındayım ve yıllardır zehirli elmayı yiyorum fakat masaldaki gibi bir prens ya da prenses gelip beni öpmedi.

Sivil Toplum Ağı’nı bir halk hareketine dönüştürerek, imza kampanyasına destek vererek ve gıdamızın sorumluluğunu alıp, birlikte mücadele ederek pestisitlerden kurtulmak mümkün. 

İmza kampanyası neye hizmet ediyor? Biz bu kampanyı imzalayarak aslında neyi desteklemiş olacağız?

Turgay Özçelik: Gıda güvenliğimizi korumaya çalışıyoruz. Sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşma hakkımızı korumaya çalışıyoruz. Bu kampanyayı yürüterek ve destek vererek de bir sorumluluk alıyoruz aslında. 

Pestisitler dünya nüfusunu ve bizim özelimizde Türkiye nüfusunu doyurabilmek için bize şart olarak koşuluyor. “Pestisit kullanmazsak giderek artan nüfusu doyuramayız, verimli olmaz” diyorlar. Bu yıllardır söylenen kocaman bir yalan. Zira aksini kanıtlayan araştırmalar ve bunu yıllardır sürdürülebilir şekilde yapan üreticiler mevcut. Sadece şu anki tarım alanlarının %65’ini bile organik tarım yöntemiyle üretime geçiriyor olsak, Türkiye nüfusunu doyurabiliyoruz. Aynı eksende, dünya ile ilgili de benzer istatistikler var.  

Biz bu kampanyayı imzalayarak; doğa dostu ve zehirsiz üretim yapan üreticilere destek vermiş oluyoruz. Çünkü kampanya taleplerimizden birisi de alternatif yöntemlerin destekleniyor olması. Kampanya ile birlikte Tarım ve Orman Bakanlığı’na bir politika önerisi de sunmuş oluyoruz. Kampanyamız kapsamındaki 13 pestisitin öncelikle ve acilen yasaklanması, 2030’a kadar tamamen pestisitsiz bir tarıma geçilmesi doğrultusunda bir geçiş modeli mevcut.

Zehirsiz Sofralar için Yol Haritası’na buradan ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de insanlar sağlıklı gıda konusunda artık daha farkında fakat son 10 yıldır pestisit kullanımı artmakta. Buradaki tezatlığı izah edebilir misin?

Turgay Özçelik: Buna ek olarak, bir çelişki daha söyleyebilirim. Pestisit kullanımı giderek artıyor ancak tarım alanları azalıyor. Yani birim alandaki pestisit kullanımı daha fazla artmış oluyor, daha çok zehirleniyoruz.


Kaynak: Tarım ve Ormancılık Bakanlığı

Türkiye’nin pestisit gerçeği haberini buradan okuyabilirsiniz.

Pestisit kullanımı II. Dünya Savaşı’ndan sonra, tarımda modernleşme ve makineleşmeyi savunan Yeşil Devrim adı altında ortaya çıkıyor. Türkiye’de ise 1970’lerden sonra kullanılmaya başlıyor ve özellikle şu son 10 yılda oldukça artmış durumda. 

Pestisit ve kimyasal gübre kullanımı toprağı öldürüyor. Sadece hedeflediği zararlı grubu değil, toprağın içerisinde faydalı birçok canlıyı yok ediyor. Biz bu şekilde nötr bir alan yaratmış oluyoruz ve sonra onu verimli hale getirebilmek için daha fazla pestisit kullanıyoruz. Bir yandan da üreticilerin bir verim kaybı ve ekonomik kaygıları var.

Sağlıklı gıda bir tercih değil, hak. Tüketicinin sağlıklı ve temiz gıdaya ulaşmasındaki alternatifler neler?

Turgay Özçelik: Zehirsiz Sofralar projesi kapsamında hazırladığımız belgeselde organik tarım üreticisi Halil Hallaç bu konuyu şöyle özetliyor: “Zehirsiz tarım tüm ülkemizin hakkıdır. Organik ürün tüketen ilaçsız yiyor, öbür türlü ilaçlı yiyor. Bu ayrımcılıktır. Organik tarım diye bir şey olmaması lazım. Herkes ilaçsız tarımın ürünlerine sofrasında gönül ferahlığıyla tüketecek, doğrusu düzgünü budur zaten.”

Zehirsiz Sofralar Belgeseli’nin tüm bölümlerini buradan izleyebilirsiniz. 

Sağlıklı gıda bir tercih değil, bizim en temel hakımız. Bu hakkımızı da kullanabilmemiz için sivil toplum kuruluşlarının da yardımı ile başta karar vericilerin bir adım atması gerekiyor.

Kampanya talepleri neler?

Turgay Özçelik: Öncelikli hedefimiz, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlenen ve tarımda kullanılan 13 etken maddenin yasaklanması. Bu etken maddeler arasında en çok bilinen glifosat da var. 

İkinci olarak, 2030 yılına kadar tamamen pestisitlerden arındırılmış bir tarım politikasının hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Bunun için de organik tarım, permakültür, agroekoloji ve doğal tarım gibi alternatif yöntemler desteklenmeli. Doğa dostu yöntemleri uygulayan üreticilere bir alan açılması gerekiyor. Örneğin, Buğday Derneği’nin danışmanlığını yaptığı %100 Ekolojik Pazarlar’ın veya Greenpeace Akdeniz’ın başlattığı “Çiftçiyi Koru Tarımı Kurtar” kampanyası ile hedeflenen üretici pazarları sayılarının artırılması gerekiyor.

Üçüncü talebimiz ise, ne yediğimiz konusunda bilgilendirilmek. Yediğimiz elmada ne var? Denetimlerin artırılmasını ve yapılan analizlerin sonuçlarının şeffaf bir şekilde paylaşılıyor olması gerektiğini savunuyoruz.

#ZehirsizGıdaBirlikteMümkün

Bu röportaj Leyla Aslan Ünlübay’ın hazırlayıp sunduğu Açık Radyo’daki Tohumdan Hasada Ekolojik Yaşam programından yazıya aktarılmıştır. Program kaydını buradan dinleyebilirsiniz. 

Defişre:Ayşe Nur Ayan

Etiketler: , ,

Henüz yorum yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş