DESTEK OL!
HABERLER

Şehirlerde ekolojik yaşam

Published on 14 Mayıs 2020 under Ebulten
Şehirlerde ekolojik yaşam

“Şehirdeki yaşamı destekleyen uzaktaki kaynakların farkında olmaya çalışıyorum ve o kaynaklar, oralarda yaşayan insanlar açısından adil olabildiği ölçüde, bunu gözeterek kullanıyorum onları.”

Yazı: Victor Ananias

Farklı kaynaklardan, araştırmalardan, şehirciliğin sınırları, taşıma kapasiteleriyle ilgili teoriler hatırlıyorum. 10.000 kişinin üzerindeki yoğunlaşmış yaşam alanlarında çözümsüz sorunların başladığı, ağ teorisinde bir kişinin sağlıklı ilişkiler kurup devam ettirebileceği sayının 100 kişiden fazla olmayacağı bunlardan iki örnek.

Her konuda olduğu gibi insanlık tüm doğa sınırları, taşıma kapasitelerini zorlayan nüfusu yoğun, endüstrileşmiş, doğal alanları çok kısıtlı kalmış ve büyük kaynaklar tüketen milyonlarca insanın yaşamını barındıran şehirler kuruyor, genişletiyor. Bunu sürdürebilmek için de sürekli kendine ait olmayan kaynakları geri dönüşsüz bir şekilde tüketiyor, kendi dışındaki sahiplerine karşı sorumluluk duymadan. Aynen modern ekonomi gibi, karlılığı tek bir noktadan ve bakış açısından kuralını kendi koyarak birincil hedef olarak saptaması gibi.

Şehirdeki ekolojik yaşamdan bahsetmek için ilk adım olarak bireyin günlük uygulamalardan da önce zihinsel ve ruhsal olarak doğa döngülerini, doğanın işleyiş prensiplerini yeniden dikkatle izlemesi, hatırlaması, özündeki ve yaratılışın değişmeyen kurallarını fark etmeye açık hale gelmesi gerekir. Bu da büyük ölçüde teslimiyet, dinlenme, anlama ve sisteme çıraklık etmeyle, yani karşılıksız “hizmet” etme pratiğiyle yapılabilir.

Okuyarak sözlü, zihinsel olarak sadece mantığını anlarız ama gerçek haz, motivasyon ve tecrübe kazanmayız, sonuca varmayız çoğunlukla.

Pratik olarak ben şehirlerde bir evde tuvalete girdiğimde lavabonun suyu hızlı gitmiyorsa sifonunu hiçbir kimyasal kullanmadan temizlerim, yerine takıp lavaboyu da hiçbir kimyasal kullanmadan külle, zeytinyağı sabunuyla iyice ovar, pırıl pırıl yapar öyle çıkarım lavabodan. Bu yaptığım, zararlı maddeler kullanmadığım için su kalitesine, doğaya başka uygulamalarla verilecek zararı engeller, diğer kullanıcıları farkında olmasalar dahi onlara iyi hisler verir, ortamın sağlıklı, huzurlu olmasını sağlar. Ben de bunu dikkatimi, zamanımı, emeğimi helal ederek, severek yaparım her seferinde.

Hizmet duygumu, doğayla ilişkimi sürekli uyanık tutmak için ibadet ve dua, iyiliklere, tüm yaşama hizmet, faydalı olma isteğimi ve olabildiğim kadarı için şükran duygularımı ifade etmek, ekolojik yaşam umudu için bana her seferinde yeniden güç veriyor ve yol gösteriyor. Gösterdiği yolda önce başkalarını, sonra kendimi doyurmak için en sağlıklı, en lezzetli gıdaların üretilmesine, tüketilmesine, sunulmasına hizmet ediyorum. Bir yerden bir yere ulaşırken en ekolojik yolu her seferinde sorgulayıp karar veriyorum yönteme. Çevremdekilerle iletişim kurarken bildiğim, paylaşabildiğim, paylaşabileceğim şeyleri ve karşımdakinin durumunu dikkatle değerlendiriyorum. Her ne kadar o anda ihtiyacım/ihtiyaç varmış gibi görünse de para ve diğer insan yapısı ihtiyaç değil, onların vasıtasıyla elde edilmek istenen gerçek ihtiyaçlara bakıyorum önceliklerini koyabilmek için. Aracın amaç olup beni yönetmesine de hem dua hem dikkat ediyorum.

Şehirdeki yaşamı destekleyen uzaktaki kaynakların farkında olmaya çalışıyorum ve o kaynaklar, oralarda yaşayan insanlar açısından adil olabildiği ölçüde, bunu gözeterek kullanıyorum onları. Tabii ki elektriği, suyu, gıdaları, endüstriyel ürünleri… hepsini.

İşte benim ekolojik yaşamım böyle; şehirlerde, kurallar koyarak, iki ampul söndürüp, aldıklarımın parasını ödeyip nefesimi ferahlatarak değil. Şehirde ya da köyle ekolojik bir yaşam kurallar silsilesiyle değil, yaşamı okuyarak, her an büyük resme bakarak mümkün olabilir bence.

*Victor Ananias, Yaşam Dönüşümdür, Doğan Kitap, İstanbul 2016, syf. 149-150.

Kitabı buradan edinebilir ve toplu sipariş verebilirsiniz.

Tagged: , ,

0 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş