DESTEK OL!
HABERLER

Güdül’de Gıda Topluluklarıyla Agroekolojik Dönüşüm: Neden gerekli ve neler yapabiliriz?

Published on 30 Temmuz 2019 under Buğday'dan Haberler
Güdül’de Gıda Topluluklarıyla Agroekolojik Dönüşüm: Neden gerekli ve neler yapabiliriz?

Güdül’de Gıda Topluluklarıyla Agroekolojik Dönüşüm Projesi’ni neden gerekli gördük? Güdül çiftçileri ve halkı, şehirdeki tüketiciler, gıda toplulukları ve yerel yönetimler olarak neler yapabiliriz?

Biyoteknolojik müdahalelere, yoğun kimyasal ‘ilaç’, girdi ve makine kullanımına, ağır toprak işlemeye, monokültüre ve geniş dağıtım ağlarına dayalı endüstriyel tarım ve gıda sistemleri sürdürülebilir değil. Yerel, ulusal ve uluslararası ölçeklerde bu sistemlerin yarattığı sorunların listesi uzun: Su ve toprak başta olmak üzere tarımsal kaynaklara verilen zararlar, çiftçilerin ve ülkenin giderek daha fazla dışa bağımlı hale gelmesi, çiftçilerin ve tüketicilerin yaşadığı sağlık sorunları, atalık tohumların kaybı, besin değeri düşük gıdalar, şirket tarımı ile yok olan köy yaşamı, kültürel mirasın kaybı, iklim krizine verilen katkılar… Bu modelin her ölçekte bir felaket reçetesi olduğu giderek daha iyi anlaşılıyor. Topluluk destekli tarım ağları, sivil toplum grupları, çevre, tarım ve gıda aktivistleri uzun zamandır bu sorunların farkında ve ‘agroekolojik’ bir gıda sistemine geçişin acil gerekliliğini vurguluyorlar. En önemli çözüm bileşenler olarak, (1) ‘aile çiftçiliği’ de denilen küçük ölçekli ekolojik çiftçilik ve (2) yerelliğe ve aracısızlığa vurgu yapan kısa tedarik zincirleri öne çıkıyor. Agroekoloji yaklaşımı ve küçük ölçekli çiftçilik Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından da son yıllarda öncelik haline getiriliyor. 2014’ün aile çiftçiliği yılı ilan edilmesinin ardından, şimdi de 2019-2028 arası ‘aile çiftçiliği on yılı’ ilan edildi.

Bu çözümlere şüphe ile yaklaşanlar için bazı soruları öne çıkarmak istiyoruz: Küçük ölçekli çiftçilik ve agroekolojik tarım yeterince verimli mi, halkı doyurur mu, çiftçiye kazandırır mı? Endüstriyel tarım ve hayvancılığın karşısında küçük ölçekli çiftçiliği ve köylü tarımını savunmak hayalperestlik değil mi? Bu sorulara nesnel cevaplar verebilmek önemli, çünkü endüstriyel şirket tarımını savunanlar sıkça, dünyayı doyurmak için başka seçeneğimiz olmadığını söylüyorlar. Oysa veriler bunun böyle olmadığını, tersine mevcut sistemlerin giderek seçenek olmaktan çıktığını gösteriyor. Örneğin, Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Olivier De Schutter’in, 2011 tarihli “Agroekoloji ve Gıda Hakkı“ raporu, yeterli ölçüde desteklenirse agroekoloji yöntemlerinin gıda üretimini 10 yıl içinde ikiye katlayabileceğini, iklim değişikliğini yavaşlatabileceğini ve kırsal yoksulluğu azaltabileceğini ortaya koyuyor. Rapor 57 gelişmekte olan ülkede agroekoloji projelerinde ortalama %80 verim artışı saptıyor ve şu sonuca varıyor: “Büyük ekim alanlarıyla, endüstriyel çiftliklerle açlık sorununu durdurmayacağız. Çözüm, küçük ölçekli çiftçilerin bilgi ve deneylerini desteklemekte ve küçük çiftçilerin gelirlerini artırarak kırsal kalkınmaya katkı vermekte yatmaktadır.” ABD’de Rodale Institute tarafından yürütülen The Farming Systems Trial projesi, 1986-2014 arasında organik tarıma geçilen alanlarda verimin konvansiyonel üretimi yakaladığını ve kurak dönemlerde daha yüksek verim sağladığını ortaya koyuyor (https://rodaleinstitute.org/science/farming-systems-trial/). Avrupa’da, IDDRI’nin (https://www.iddri.org), 2014’ten bu yana yürüttüğü “Avrupa’da Agroekolojinin 10 Yılı” senaryosu, 2050’de tümüyle agroekolojiye geçmiş bir Avrupa’nın 530 milyon Avrupalı’yı doğaya zarar vermeden, sürdürülebilir bir şekilde doyurabileceğini gösteriyor.

Bunlara ek olarak, “köylü tarımı”nın, toplumun geri kalanıyla etkileşimden mahrum bırakılmadığı sürece “geri kalmışlık” olmadığını, aksine yeniliğin (inovasyonun), dinamik yönelimlerin ve en önemlisi halkın gıda güvencesinin beşiği olduğunu vurgulamak istiyoruz. Yenilenebilir enerji üretimini, döngüsel sistemleri, onarıcı tarım ve permakültür tekniklerini içeren agroekolojik yöntemler, köylü tarımı için uçsuz bucaksız, heyecan verici ve anlamlı ilerleme alanları sunuyor.

Bu projeyi kolektif bir çalışma olarak görüyoruz. Her şeyi bilen, her derde çare olacağını düşünen, her yerde mevcut olabilecek bir yürütme ekibimiz yok. Proje ekibinin ana işlevi ilgili kesimler arasında koordinasyon sağlamak, iletişimi ve etkileşimi kolaylaştırmak. Güdül çiftçileri ve üreticileri, ilçede veya dışında yaşayan Güdül’lüler, tüketiciler ve gıda toplulukları, belediyeler ve kamu kurumları, STK’lar ve sivil girişimler, hep birlikte emek vererek etkin bir dönüşüme katkı vereceğiz. Özellikle de şehirlilerin yöre çiftçilerle tanışmasını, bir araya gelmesini önemsiyoruz. Önümüzdeki süreçte, derneklerimizin Web siteleri ve sosyal medya araçlarımızla bilgi paylaşımını artıracağız. Öncü çiftçilerin görünürlüğünü sağlayacak ve onlar için destek gruplarının oluşmasını teşvik edeceğiz. Çiftçilerin uygun gördüğü zaman ve şekillerde ziyaret davetlerini yayınlayacağız. Uygulama bahçesinde ve öncü çiftçilerin arazilerinde gerçekleşen temiz ve doğa-dostu üretim yöntemleri ile ilgili bilgi aktarımları yapacağız. Proje Web sitemiz devreye girdiğinde bu bilgi akışı daha da sürekli hale gelecek. Ayrıca Ankara’da ve Güdül’de yapacağımız çalıştay ve seminerler ile ilgili kesimlerin çalışmalara katılımını ve toplumdaki genel farkındalığı artırmaya çalışacağız. 

Şimdiden bölge çiftçilerine ve halkına, şehirlerde yaşayan Güdül’lülere, tüketicilere ve gıda topluluklarına ve belediyelere çağrılarımız var:

Çiftçiler, üreticiler: Daha temiz, güvenli ve doğa-dostu üretim yöntemlerini, öğrenin ve uygulayın. Toprağınızı, suyunuzu koruyun. Daha düşük maliyetlerle daha sağlıklı gıdalar üretin. Sistemik kimyasalların ilaç değil zehir olduğunun, en azından toprağınızı öldürdüğünü görün. Toplumun gerçek gıdalara ihtiyacı var ve insanlar bunun karşılığını vermeye hazır. Çiftliklerinizi, bağ ve bostanlarınızda ziyaretçileri ağırlayın. Pazaryerleri, kooperatifler ve gıda toplulukları gibi satış kanallarını araştırın. Birbirinizle dayanışma içinde olun, bilgilerinizi ve kaynaklarınızı paylaşın. 

Bu vesileyle, Ankara Kalkınma Ajansı desteğiyle, Güdül İlçe Tarım Müdürlüğü, Güdül Belediyesi ve Ma Eğitim Tasarım Danışmanlık işbirliğiyle Güdül çiftçilerine sunulan Agroekoloji ve Permakültür eğitiminin kitapçığını da paylaşalım: https://drive.google.com/open?id=1m_eTMNFZ9gq6o2CwVW6qlCMjqKxJ3Wqm

Güdül’de veya dışarıda yaşayan Güdül’lüler: Akrabalarınızı, köylülerinizi, tanıdıklarınızı doğal tarım ve hayvancılığa teşvik edin, onları destekleyin. Onlardan doğal yöntemlerle üretilmiş ürünler talep edin ve hak ettiği karşılığı verin. Mümkün olduğunca siz de üretime katılın.

Şehirlerdeki tüketiciler, gıda toplulukları, sivil toplum örgütleri: Üreticilerle tanışın. Üretim alanlarına, mutlaka önceden haber verip teyit alarak, ziyaretler yapın. Gıdanıza sahip çıkın, gerçek gıda üretenleri ve üretmek isteyenleri destekleyin. Var olan gıda topluluklarına katılın veya yenilerini kurun, Topluluk Destekli Tarım grupları oluşturun.

Belediyeler: Kooperatifleri destekleyerek veya kurulmasını sağlayarak üreticilerin ve tüketicilerin örgütlenmesine destek olun. Küçük ölçekli üreticilerin ürünlerini tüketicilerle aracısız şekilde buluşturun. Sadece düşük fiyat veya diğer popülist göstergelerle hareket etmeyin; küçük çiftçilerin ekonomik özerkliğine saygı gösterin, ürünlerle birlikte onların da görünürlüğünü sağlayın. Fiyatları düşürmek uğruna doğaya ve sağlığa zarar veren yöntemleri desteklemeyin, doğa-dostu ve sağlıklı gıda üretimini teşvik edin. Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik’le belirlendiği gibi, pazar yerlerindeki toplam satış yeri sayısının en az %20’sinin üreticilere ayrılması için çalışın. Hafta sonlarında, merkezi yerlerde üretici pazar yerleri kurun ve buradaki satışların kolektif ve katılımcı bir şekilde denetlenmesini sağlayacak Katılımcı Onay Sistemleri (KOS) oluşturun.

Tagged:

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş