DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

“En büyük motivasyonum doğanın gücü.”

Yayınlanma Tarihi: 14 Mayıs 2020
“En büyük motivasyonum doğanın gücü.”

“Ekolojik Anne” serimizde bu ay Tangala Keçi Çiftliği kurucusu Buket Ulukut’u konuk ediyoruz. Ulukut ile pandemi sürecinde ebeveyn olmanın alternatif yollarını konuştuk.

Röportaj: Aslı Erdursun (Buğday Gönüllü İletişim Ekibi)

Bize kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz? 

1977 yılında İstanbul’da doğdum. Lise eğitimimi Nişantaşı Işık Lisesi’nde tamamladıktan sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Psikoloji okudum. 2008 yılında Yakaköy’e yerleşmeden önce tekstil sektöründe ihracata yönelik bir mümessillik ofisim vardı. 2010 yılında şirketimi kapatıp tamamen doğal üretim biçimlerine yöneldim. 2012 yılında amatör olarak peynir yapmaya başladım. 2015 yılında tescilli Tangala Peynirleri markasını kurarak çiftlik temelli artizanal peynir üreticiliğine başladım. Halen işletmenin yöneticisi ve peynir ustası olarak çalışıyorum.

Ekolojik yaşam biçimini benimseyişinizde etkili unsurlar neler oldu? 

2008 yılında Yakaköy’e yerleştikten sonra peyderpey hayatım ve ilgi alanlarım değişti. Bahçe ve toprak işleri hep çok ilgimi çekti. İlk günden beri ekip biçiyorum. Daha sonra hayatıma giren keçilerle birlikte hayvancılık yapmaya başladım. Sürümü satmadan önce, toplam atmış hayvana bizzat kendim bakıyordum. Şimdi sadece kızımla birlikte baktığımız iki keçimiz bir de oğlağımız var. Bu yaşamı bu denli benimsememdeki en büyük motivasyon doğanın gücü sanırım. Hayran kaldım doğaya.

Çocuğunuzun doğmasıyla bu doğrultuda yaşamınızda neler değişti?

Melis’in dünyaya gelmesiyle birlikte daha sade bir yaşama döndüm diyebilirim. İşletmesini devralmış olduğum butik oteli bıraktım, sürümü sattım ve ilk yıllardaki gibi iki keçiyle sade çiftlik yaşamıma geri döndüm. Bu bana da çok iyi geldi açıkçası. Son yıllardaki iş yüküm gerçekten çok fazlaydı. Şimdi sadece bir kaç tavuğumuz ve iki keçimiz var. Melis’ten artakalan vakitlerde peynir işletmesinde çalışmaya devam ediyorum. Özellikle bu salgın günlerinde eleman çalıştıramıyoruz. Gerçekten yıllar öncesine ışınlanmış gibiyim. Her şeyi tek başıma yapıyorum. Bu arada Melis’in babaannesi bizimle kalıyor, şükürler olsun ki bu açıdan bir destekçim var.

Ekolojik anne kavramı sizde ne çağrıştırıyor? 

Doğada ve mümkün olan en doğal gıdalarla çocuk yetiştiren anne modeli canlanıyor kafamda “ekolojik anne” deyince.

Çocuğunuz için neler üretiyorsunuz?

Yumurta, keçi sütü, peynir, yoğurt, kefir, atalık tohum ile ekşi mayalı ekmek, mercimek, her türlü sebze ve çeşitli meyveler, umut, aşk ve sağlıklı bir gelecek…

Çocuğunuzun gıda ihtiyacını nasıl/nereden karşılıyorsunuz?

Üretebildiğim her şeyi kendim üretiyorum. Üretemediklerimi de tanıdığım bildiğim çiftçilerden alıyorum ya da kendi ürünlerimizle trampa yapıyoruz. 

Çocuğunuz giysi/oyuncak gibi ihtiyaçlarını nasıl/nereden karşılıyorsunuz? 

Şu ana kadar belki bir ya da iki oyuncak almışımdır en fazla. Kıyafet de öyle. Hep ikinci el kullanıyoruz. Genelde trampa yapıyoruz.

Çocuğunuz doğada ne kadar vakit geçiriyor?

Bütün gün doğadayız. Ya kendi bahçemizde ya da komşularımızın bahçesinde, ahırında… Sabah güne keçi sütü içerek başlıyoruz. Ardından ahıra gidip folluktan yumurtamızı alıyoruz. Tavukları besliyoruz ve akşam süt sağabilmek için keçinin altını bağlıyoruz. Köpek ve kedinin mamasını verdikten sonra kahvaltıyı Melis ile birlikte hazırlıyoruz.

Ardından çiçekleri suluyoruz ve oyun oynuyoruz. Melis öğle uykusundan kalktıktan sonra bir şeyler yiyor. Genelde bu öğünde ekmek, peynir yiyor ve kefir içiyor. Öğleden sonrayı hava müsait olduğu sürece dışarıda geçiriyoruz. Akşam yemekten önce birlikte keçiyi sağıyoruz. Tekrar tavuklara yemek veriyoruz ve eve dönüp kendi yemeğimizi hazırlıyoruz. Saat 8 gibi uyuyor Melis. Ben de genelde çiçeklerle ve peynirlerle ilgili makaleler okuyorum. Şirketle ilgili yapmam gereken ofis işlerini yapıyorum.

Pandemi, çocuğunuzun yaşamı ve ihtiyaçları konusunda yapmak zorunda olduğunuz faaliyetler için ne gibi alternatiflere yönelmenize neden oldu? Yaşamınıza getirdiği değişimler neler?

Kızım şu an 14 aylık oldu yenice. Tam da sosyalleşmeye başlayacağı dönemde dışarı çıkamaz olduk. Buna biraz üzülüyorum. Sadece bitkiler, çiçekler ve hayvanlarla sosyalleşiyor. Ama ümit ediyorum ki bu kışa kadar bu süreç bitmiş olacak. Bu pandemi dönemi yaşamımıza bunun dışında bir fark getirmedi açıkçası, zaten oldukça izole bir yaşantımız var. Haftada bir gün kasabaya inip çocuk parkına gidebilme hayalimizi de bir süre erteledik.

Röportaj: Aslı Erdursun (Buğday Gönüllü İletişim Ekibi)

Etiketler: , ,

1 adet yorum var

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş