DESTEK OL!
HABERLER

“Kırsala gidene kadar şehirde ekolojik dönüşüme devam.”

Published on 23 Eylül 2019 under Ebulten
“Kırsala gidene kadar şehirde ekolojik dönüşüme devam.”

Ekolojik Anne serimize girişimci ve gezgin Işıl Timuroğlu’nu konuk ediyoruz. Timuroğlu ile şehirde ebeveyn olmanın alternatif yollarını ve ekolojik dönüşüm adımlarını konuştuk.

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Işıl Timuroğlu: Ben Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği mezunuyum. Üniversitenin ilk zamanlarında herkes kulüplere yazılırken, bir arkadaşımla tüm kulüpleri gezdik ama hiçbirine üye olamadık. Sonra dedik ki burada gezi kulübü yok. Ve böylece arkadaşlarla Yıldız Teknik Üniversitesi’nin ilk gezi kulübünü kurduk. Özgürce sırt çantamızı alıp istediğimiz yere gidebildiğimiz zamanlardı ve bu zamanların keyfini çıkardık.

Şu an aktif bir şekilde devam ediyor mu kulüp?

Işıl Timuroğlu: Biz dört yıl boyunca aktif olarak yürüttük, sonra arkadan gelen ekibe bıraktık. Kulüp zamanla yenilendi, şimdi daha kapsamlı olarak yoluna devam ediyor. 

Genellikle doğa gezileri mi oluyordu?

Işıl Timuroğlu: Her hafta sonu günübirlik trekking turları düzenliyorduk. Ayrıca her dönem Kapadokya, Mardin gibi kültür turlarımız oluyordu. O zamanlar gezi kulübü kurma tecrübesinin ileride bir girişimci olarak bana cesaret vereceğini bilmiyordum. Ama hep doğada olmak istediğimi ve sırt çantamı takıp dağ bayır gezeceğimi biliyordum.

En unutamadığınız gezi hangisi oldu? 

Işıl Timuroğlu: Sülüklü Göl oldu. Parkuru bilmediğimiz için rehberle gitmiştik. Oldukça bayırlı ve çoğunlukla sisli bir parkurdur. Yürüyüş boyunca sis bize eşlik etti, bazen bir iki adım önünü göremiyorduk. Rehberimiz vardığımızı söyledi, adımlarınıza dikkat edin dedi. Sisten göl görünmüyordu ama ayaklarımda ıslaklığını hissediyordum. Yarım saat sonra sis geri çekildiğinde, eşsiz bir ekosisteme sahip olan Sülüklü Göl muhteşem manzarası ile karşımızdaydı. 

Bir de tabii ki araç arızaları ve yolda kalmalar hiç unutulmuyor.

Yolda olmak da güzel…

Işıl Timuroğlu: Yolda olmak da güzel, yoldan çıkmak da güzel. Amaç programa bağlı olarak belli saatte bir yere varmak olmamalı. Hedef varış değil, yolu da deneyimlemek lazım. Bazen bir araç arızası sizi soğuk bir kış gününde sıcak bir köy kahvesine götürebilir.

Şu anda ne yapıyorsunuz? 

Işıl Timuroğlu: Anne olmak zamanımı kendim yönetebilmek adına beni girişimciliğe yönlendirdi. İki kadın girişimci olarak, yaklaşık iki buçuk yıldır kendi işimizi yapıyoruz. Firmalara sürdürülebilirlik konularında danışmanlık hizmeti veriyoruz. Karbon ve su ayak izlerini hesaplayarak, etkilerini azaltmaları için hedefler belirliyoruz. Enerjiyi verimli kullanmaları ve doğru yönetmeleri için sistem kuruyoruz. Temelde yapmak istediğimiz şey, şirketin mottosunu değiştirebilmek. Biz sürdürülebilirlik bir kültürdür diye çıktık yola. Firmalarda da sürdürülebilirlik stratejisi ve yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz. Sürdürülebilirlik son zamanlarda tüm mecralarda çok konuşuluyor. Ancak artık yeni neslin de bizleri uyardığı gibi hızlıca aksiyon alınması gereken zamanlardayız. 

Siz kendi yaşamınızda nasıl yöntemler belirliyorsunuz? 

Işıl Timuroğlu: Giyimde modasız olmayı tercih ediyorum. Modayı takip ettiğiniz zaman tüketim çılgınlığının içine düşmüş oluyorsunuz.

Bu aslında sadece giysi değil yiyeceklerde de öyle. Dönem dönem birçok şey moda oluyor. 

Işıl Timuroğlu: Yiyecekte organik ve doğal terimlerinin içinin boş olduğunu düşünüyorum. Marketten organik ürün almak yerine direkt üreticiden almayı tercih ediyorum. Ekolojik pazarlara uğruyorum. Yoğurdumu kendim yapıyorum. Ekmeği atalık tohumdan ekşi maya ile üreten bir arkadaşımdan alıyorum. Ayrıca çok seyahat etmenin avantajını da kullanıyorum. Gittiğim yerlerden mutlaka lokal ürünleri temin ediyorum. Birebir üreticileri tanıyıp sonrasında sipariş veriyorum. Böylece daha doğal ürünü, daha uygun fiyata temin ediyorum. Mesela iş seyahati için Kars’a gittiğimde tanıştığım bir çiftçi var, oradaki çiftlikten temin ettiğim birçok ürün var. Peynirler Kars’tan, salçalar Gaziantep’den, etler meradan…

Çocuğunuz kaç yaşında?

Işıl Timuroğlu: 5 yaşında. 

Hamile olduğunuzu öğrendiğinizde şehirde ona sunabilecekleriniz/sunamayacaklarınız konusunda bir korku oldu mu içinizde?

Işıl Timuroğlu: Aslında çok korku duymadım. Ama tabii ki Mete olduğundan beri daha çok alternatif araştırıyorum. Ekolojik Dönüşüm Rehberi kitabındaki 10 maddeye ben neredeyim, daha fazla neleri değiştirebilirim diye sık sık bakıyorum. Orta veya uzun vadede bir kırsal hayalim var. Kırsala gidene dek şehirde ekolojik dönüşüme devam. Her zaman mükemmeli yapamayız ama her zaman yapabileceklerimiz vardır.

Çocuğunuzun beslenme tarzı nasıl? Sizin hayat tarzınızı benimseyebildi mi?

Işıl Timuroğlu: Benimsedi evet. Beslenmede ne verirseniz çocuk onu bir süre sonra alıyor. Mete benim yemesini istemediğim abur cuburlara yaramazlık diyor. Sağlıklı ve sağlıksız besinleri çok iyi biliyor ama bazen yaramazlık hakkını kullanıyor.

İhtiyaçlarını nasıl belirliyorsunuz?

Işıl Timuroğlu: Takas yaparak ilerliyoruz. Çocukların özellikle hızlı büyüdüğü yaşlarda kıyafet ve eşyaların ömrü çok kısa oluyor. İhtiyaçları öncelikli olarak arkadaş çevresi ve aileden temin etmeyi deniyorum. Tüketici değil türetici olmayı öğretmeye çalışıyorum.

Üretim yapıyor musunuz birlikte bir şeyler yetiştiriyor musunuz?

Işıl Timuroğlu: Evet balkonda ufak tefek yetiştirdiğimiz ürünler var; fesleğen, reyhan, semiz otu. Ama asıl babaannesinin yanına, Tekirdağ’a gittiğimizde orada bir bostanı var. 

Kendi emeği olan bir şeyi yemek onun da hoşuna gidiyor. Semizotunu koparıyor, çiğ çiğ yiyor. Sapında da hafif bir ekşilik var ama tadı güzelmiş diyor. Ama ben semizotunu çiğ bir şekilde tabağına koysam, onu yemez.

Geçen gün balkon saksımızdaki reyhanı topluyordu, biz tatildeyken tohuma kaçmış. Aa, anne çiçek açmış dedi. Bak elle onların içinde tohum var dedim. Bu tohumları saklamamız gerekiyor, tohum değerli, bunu seneye tekrar buraya ekeriz dedi. Tohumun kıymetini bildiğini görmek çok hoşuma gitti. Benim attığım tohumlar da yeşeriyor, bazıları hemen, bazıları daha geç.

Doğada ne kadar vakit geçiriyor? Onu da günübirlik trekkinglere götürüyor musunuz?

Işıl Timuroğlu: Şehirde yaşadığı sürece parklar ve günübirlik kaçmalarımız oluyor. Kısa parkurlu trekkingler yapıyoruz. Bir ben kendi işimi yapmanın avantajını kullanıp özellikle okul tatillerini uzatmaya çalışıyorum. Yazları çok uzun tutmaya çalışıyorum. Ekolojik tatil nasıl yapabilirim diye düşünürken, TaTuTa gibi etkinliklere bakarken, Analı Kuzulu kampları ile yolumuz kesişti. Bu sene Datça’da yaptığımız Analı Kuzulu kampından sonra Mete ile tatilimizi uzattık. Yeşilliklerin içinde ahşap bir ev, etrafta serbest gezen tavuklar var. Sabah kalkıyor tişörtünü kıvırıp, o çalının altından yumurtayı alıp koyuyor. Yine aynı örnek, evde yumurtadan omlet yapsam yemeyen çocuk, onu orada severek yiyor.

Bir de yumurtanın nereden geldiğini görmüş oluyor ve doğanın bir parçası olduğunu ne kadar canlı şeyler olduklarını görüyor. Pişmiş bir şekilde önüne geldiğinde hayal etmesi güç aslında, bir döngünün içinden çıkıp geliyor onlar.

Işıl Timuroğlu: Sabah topladığı yumurtadan yapılan omleti yerken, ayağının altından tavuklar geçiyor, tavukların arkasından da civcivler. Sonra hangisi civciv yumurtası, hangisi omlet yumurtası diye soruyor tabii ki. 

Sizin için “ekolojik anne” kavramı ne ifade ediyor?

Işıl Timuroğlu: Mete’ye doğadan, yapay olmayan her şeyi sunabilmek. Giyinmede, beslenmede, temizlikte. Onun da doğa ve tüm canlılar ile uyumlu ve dengeli olmasını sağlamak.

Temizlikte nasıl ürünler kullanıyorsunuz peki? Beyaz sirke!

Işıl Timuroğlu: Tabii vazgeçilmezimiz olarak beyaz sirke, arap sabunu, çamaşır sodası. Kireç sökücü yerine limon tozu. Aslında tüm kimyasalların alternatifleri mevcut. 

Teknoloji ile arası nasıl?

Işıl Timuroğlu: Evde tabletimiz yok. Televizyonda izlediği programlar belli ve zaman sınırı var. Doğada olduğu zaman zaten kendisi de hiç ihtiyaç duymuyor, doğada kendine oyun yaratıyor. Aslında burada en büyük sıkıntı akranlarını örnek alması oluyor. Yanında telefon, tablet kullanan bir çocuk olduğu zaman o da istiyor. 

Şehirde en zorlandığınız şey ne oluyor peki yapmak istediklerinizi yapamamak konusunda, erişememek veya vakit sorunu gibi?

Işıl Timuroğlu: Meyve, sebzemi yetiştirebileceğim bir bahçem olsun isterim ama mevcut şartlarda saksıda sebze yetiştirmeyle idare ediyoruz. Güvendiğim kaynaklardan kapıya teslim edilecek şekilde sipariş vermek, erişememe ve vakit problemini ortadan kaldırıyor. Ama tabi ki her zaman her istediğim gıdaya ulaşamıyorum.

Şehir hayatında o kadar çok uyarıcı var ki, ihtiyacın olmayan şeyler için bile talep yaratılıyor. Çocuğu bu gereksiz talepkar olma durumundan uzak tutmak zorlayıcı oluyor. 

Kendi oyuncaklarını kendi yapıyor mu?

Işıl Timuroğlu: Evet, bazen doğan oyuncak yapıyor, bazen atıkları dönüştürüyor. Atık malzemelerden müzik aletleri yapıyoruz. Tatilde kendine keçiboynuzu, zeytin ve çam ağacı reçinesinden kendine araba yaptı. Keçiboynuzunu arabanın gövdesi, zeytinleri tekerlek, reçineyi ise yapıştırıcı olarak kullandı. Mete’nin evde bir tasarım kutusu var. Aslında tekrar kullanılabilecek bütün atıklar o kutuya gidiyor. Tuvalet kağıdı ruloları, şişe kapakları, teller, küçük parçalar, çakıl taşları, kozalak, çekirdek… Onlar sonra marakasa, uçağa, robota, rokete, köpeğe, Mete’nin hayalinde ne varsa ona dönüşüyor.

Son olarak sizin gibi şehirde yaşayan ailelere motivasyon önerileriniz nedir?

Işıl Timuroğlu: Kırsala gidene kadar şehirde ekolojik dönüşüme devam. Sosyal medya hayatımıza çok dahil oldu ve bu durumu genellikle olumsuz olarak değerlendiriyoruz. Ancak kendinize uygun, yol gösterecek doğru hesapları takip ettiğinizde faydalı şeyler öğrenebiliyorsunuz ve hayatınızı kolaylaştırıyor. Doğru noktalara ve doğru kaynaklara ulaşarak, yapılabilecek kadarını yapmakla başlanabilir dönüşüme.

Röportaj: Aslı Erdursun (Buğday Gönüllü İletişim Ekibi)

Tagged:

0 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş