DESTEK OL!
Gönüllü Ol
HABERLER

Gıda kalitesine bütüncül bir bakış

Yayınlanma Tarihi: 28 Şubat 2019
Gıda kalitesine bütüncül bir bakış

Organik ürünlerle ilgili kafa karışıklığı konusunda, yediğimiz gıdayı, yalnızca kendi sağlığımızı düşünerek değil bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek bir çözüm olabilir. Dr. Alexander Beck’in gıda kalitesi ile ilgili yazdıkları belki ufkumuzu biraz açacaktır.

Yazar: Dr. Alexander Beck

Çeviri: Dila Balça Öğün – Gönüllü İletişim Ekibi

Gıda kalitesi, sıklıkla yanlış yorumlanan kavramlardan biri. Organik besin ve sağlık üzerine yapılan tartışmalar devam ederken en kısa ve basit anlatımla organik besin; pestisit – tarım zehri kullanılmadan yetiştirilmiş besindir.

Bununla birlikte organik sözcüğü, zehirsiz yetiştirme yönteminden fazlasını ifade eder. Besinimizi nasıl yetiştirdiğimizi, etrafımızdaki biyo-çeşitlilikteki bolluğu, besinimizdeki insanın ve gezegenin sağlığına katkıda bulunan tüm organizmaların korunmasını içerir.

Organik sektöründe “sağlıklı topraklar, sağlıklı bitkiler, sağlıklı hayvanlar ve sağlıklı insanlar” dendiğini duyarsınız. “Bunu satın al ve ye! Sağlığına iyi gelecek!” gibi yüzeysel bir mesajdan oldukça farklı, öyle değil mi ?

Toprak, bitki, hayvan ve insan sağlığını bir arada ele aldığımızda sağlık kavramına bütüncül bir açıdan yaklaşmış oluruz. Böylelikle sağlık dendiğinde yalnızca bireyi değil, diğer tüm unsurların toplamını anlarız.

Ancak gezegenimiz bütünüyle sağlıklı olduğunda üzerinde yaşayan organizmaların iyiliğinden emin olabiliriz.

Bunun ne anlama geldiğini, herhangi bir besine bakarak anlayabiliriz.

Bilim dünyasında “gıda kalitesi”, besinin bileşenleri, pestisit kalıntıları da dahil olmak üzere içerdiği kirleticiler ve duyusal özellikleri gibi ana başlıklar altında incelenir. Fakat besinlere yaşayan birer organizma veya her birinin yaşayan organizmalardan geldiği bilinciyle bakarsak, bundan çok daha fazlasını görürüz.

Yemek yediğimizde yaşayan organizmaları besleriz- insanları.

Bir elmayı inceleyecek olsanız onu bileşenlerine ayırırsınız. Elma %85 sudan oluşur. Ayrıca protein, lif ve karbonhidrat içerir. Laboratuvar ortamında tüm bu bileşenleri birbirinden ayırıp her birini farklı deney tüplerine koyduğumuzu düşünün. Büyük olasılıkla her bileşeni saklamak için 10.000’den fazla tüpe ihtiyaç duyarız.

Şimdi elmadaki tüm bu bileşenleri tek bir tüpte birleştirdiğinizi düşünün. Bütün bir elmaya geri mi döneriz ? Bence hayır.

Dikkatle incelediğimizde, özgün haliyle bir elmanın, deney tüpünde bulamayacağımız belirgin özelliklere sahip olduğunu görürüz.

Her şeyden önce kendine has bir yapısı, dokusu ve görüntüsü vardır. Bunun yanı sıra dayanıklıdır, doğru saklandığında kışı atlatır. Ve elbette, elmanın kendini üretme kabiliyeti olduğunu görürüz. Bu bize besini yalnızca bileşenleri doğrultusunda değil, kendi bütünlüğü içerisinde, yaşayan bir organizma olarak ele almanın ne anlama geldiğini gösterir.

Bu ufak deney ayrıca besin kalitesi tartışmalarında yaşayan organizmaların bazı belirgin özelliklerinin nasıl göz ardı edildiğine de yerinde bir örnektir.

Örnek olarak elmayı ele alalım.

“Sağlıklı toprak, sağlıklı bitkiler, sağlıklı hayvanlar, sağlıklı insanlar” sözü bütüncül yaklaşımın sağlıkla olan bağlantısını, doğadaki yaşam döngülerini ve bu döngülerin birbirleriyle olan ilişkilerini göz önünde bulundurarak vurgular.

Bu sebepten gıda kalitesi dendiğinde besinin bileşenlerini ayrı ayrı ele almak yerine “yaşayan bir organizmanın özelliklerinin toplamı” şeklinde düşünmek mantıklı olacaktır. Bu yaklaşım sağlık kavramı hakkında daha bütüncül bir anlayış sahibi olmanın önünü açar.

Organik tarımda her zaman süreç odaklı kalite yaklaşımı vardır. Organik tarım, sağlık, ekoloji ve adil uygulamaların temelinde; iyi besin üretirken ve hazırlarken toprak, bitkiler, hayvanlar ve yaşayan diğer organizmalarla nasıl etkileşime geçtiğimiz yatar.

Bu süreç tohumlarla başlar, doğal döngülere dayanan çiftçilik pratikleriyle beslenir ve katkı maddesi olmadan özenle gerçekleştirilen işleme süreciyle devam eder.

Organik sektörde sıkça duyduğumuz “Bırakın, besin mümkün olduğunca doğal olsun” sözünün gerisinde, benzeri yetiştirme süreçleri ve sonunda alınacak besinlerin hayatlarımıza ve gezegenin sağlığına yaptığı olumlu katkılar vardır.

Böyle düşününce yediğimiz besinin nereden geldiğini bilmek şaşırtıcı olabilir. Yaşayan, sağlıklı bir toprakta, canlılık özelliklerini koruyacağı şekilde mi yetiştirilip işlendi? Bir diğer deyişle, besinimiz ne kadar canlı?

Ayrıca yediğimiz besinin genel “iyiliğimize” nasıl katkıda bulunduğu, öğrenmeye değer bir bilgi.

Düşünün, yediğimizde ne yapıyoruz? Besini parçalarına ayırıyoruz. Bu süreci yalnızca “besin alımı” olarak değil, besinin içinde sakladığı yaşamsal özelliklerini serbest bıraktığımız ve bu özelliklerin insan bedenine katıldığı bir süreç olarak düşünebiliriz.

Gıda Kalitesi – Elma Örneğine Dönüş.

Gıdanın hangi koşullarda yetiştirilip nasıl bir yolculuk sonrasında mutfaklarımıza ulaştığı konusu düşünmeye değer. Topraktan hasada, tarladan manava olan yolculuktaki tüm deneyimlerin toplamı, gıdayı yiyen kişinin “iyiliğine” bulunduğu katkıdır.

Yazar: Dr. Alexander Beck

Çeviri: Dila Balça Öğün – Gönüllü İletişim Ekibi

Kaynak: Organic Without Boundaries

Etiketler:

Henüz yorum yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Paylaş